1 dakika okundu
18 Feb
18Feb

Kısa süren Seramik Bölümü öğrenciliğim sırasında aldığım birçok dersin içinde Temel Sanat Tasarımı Eğitimi en sevdiğim ders oldu. Bu dersle birlikte, mesafe ile görsel algı arasındaki ilişkiyi fark etmeye başladım. Eserimi! ortaya çıkarırken kağıtla ne kadar iç içe olursam o kadar kısırlaşıp, sıkışıyor, yaptığım hatanın farkına varamıyordum. Bu sorunla boğuşurken Hocam @nilgunksener sayesinde çizime ara verip kağıda uzaktan bakmam gerektiğini öğrendim. Çizdiğim desene ne kadar yakından bakarsam ayrıntıları o kadar iyi yakalayacağımı düşünürken, tersine, onu uzağa yerleştirip baktığımda ayrıntıların, bağlantıların, bütünlüğün ve alternatif olarak neler yapılabileceğinin fark edildiğini hayretle gördüm. 

Çizimde olduğu gibi hayatın her alanında arada bir başımızı yaptığımız işten, ilişkiden, gündemden kaldırıp biraz mesafelenip dışarıdan bakmanın önemli olduğunu düşündüm. Bulunduğumuz odayı terk edip geri döndüğümüzde odanın basıklığını ve havasızlığını fark edip pencereyi açmak, iç içe geçtiğimiz ilişkiden yorulup ara vermeyi istemek, masamızın montaj işine çay molası verdiğimizde daha kolay devam edebildiğimizi fark etmek… Hepsi mesafelenmenin gündelik yaşamdaki bize sağladığı kolaylıklar. Keşke balıklar da akvaryumdan dışarı çıkabilselerdi, onlar da içinde bulundukları suyu tarif edebilirlerdi böylece. 

Geldim mesafelenmenin en zor yerine “ya sorunlarımız yumak olmuş, açmaya çalıştıkça işin içinden çıkamıyorsak ya artık alternatifleri göremiyorsak ya yorulmuşsak…” Onun da yöntemleri mevcut; zamanın ve bedenimizin geçiciliğini, sorunun dünyadaki önemsizliğini düşünmek vs… Bu çözümlerin yavanlığı bir yana, benim için şimdilik en iyi cevabı Rick Robin’in Yaratıcı Eylem kitabının satır arasında buldum: 

“Yıllardır üzerinde çalıştığınız romanın taslağı yangında kül oldu, romantik ilişkiniz iyi gittiğini düşündüğünüz anda bitti ya da sevdiğiniz bir işi kaybettiniz diyelim. Ne kadar zor görünse de bu gibi olayları bir film kahramanının aşılmaz görünen bir zorlukla karşı karşıya kaldığı çarpıcı sahneyi izlermiş gibi deneyimlemeye çalışın.” Ve şu soruyu sorarak baş etmeye devam edin. “Hmmm… Hikayedeki bu sürpriz gelişmeyi hiç beklemiyordum. Acaba kahramanımızın başına bundan sonra ne gelecek?” 

Yeni bir bakış açısına, alternatifleri çoğaltmaya ya da bir parça umuda ihtiyacımız olduğunda kendimizi bir sinema perdesinde ya da tv ekranında hayal edip sessizce “Hmmm… Hikayedeki bu sürpriz gelişmeyi hiç beklemiyordum. Acaba kahramanımızın başına bundan sonra ne gelecek?” sorusunu sorarak mesafelenmek yaratıcı bir fikre yol açabilir. 

Arada boğulduğumuz durumdan başımızı kaldırıp her şeye uzaktan bakabilmek, bunun için yöntemler geliştirebilmek dileğiyle… 


Psikolog Gülşah Öncü

Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.